Batı Kipaş'a (Kipaş Holding) ait kâğıt fabrikası ve enerji santralinde her gün oluşan 384 ton uçucu kül ve dip külü, hâlihazırda ~200 km uzaktaki OYAK Çimento'ya taşınıyor. Artan maliyet nedeniyle şirket, atığı Söke'de kendi parselinde depolamak için "Kül Düzenli Depolama Tesisi" başvurusu yaptı.
Sorunun ekolojik ağırlığı, parselin konumundan kaynaklanıyor: 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı'nda parsel "Orman Alanı" ve "Önemli Doğa Alanı" olarak tanımlı; tapuda "Fıstık Çamlığı". Alan, antik adıyla Latmos (Beşparmak Dağları) sistemine bitişik — Neolitik'e uzanan, 170'ten fazla belgelenmiş kaya resmiyle Anadolu'nun en önemli tarih öncesi bölgelerinden biri ve milli park/jeopark adayı.
| Hassas unsur | Tesise kuş uçuşu mesafe |
|---|
Uçucu kül, kâğıt ve kömür kökenli yanma atıklarında ağır metal (arsenik, kurşun, krom, kadmiyum) ve sülfat barındırabilen, sızıntı suyu (leachate) yönetimi kritik bir atık türüdür. Günlük 384 tonluk akış ve 2,63 milyon m³'lük kapasite, alanın onlarca yıl boyunca aktif bir depolama sahası olacağını gösteriyor; bu da geçirimsiz taban tasarımı, sızdırma izlemesi ve toz kontrolünün ömür boyu sürdürülebilirliğini zorunlu kılıyor. Orman ve Önemli Doğa Alanı statüsündeki bir parselde bu izlemenin yapısal olarak güçleştiği, eğimli orman zemininde sızıntının yüzey ve yeraltı suyuna ulaşma olasılığının arttığı dikkate alınmalı.
Fıstık çamlığı olarak kayıtlı 222 dönümlük örtünün depolama sahasına dönüştürülmesi, doğrudan habitat kaybı anlamına gelir; tampon zon analizinde 0–2 km'lik "çok yüksek risk" halkası Latmos sırtlarının kuzeybatı eteğine, 5–10 km'lik halka ise Bafa Gölü ve Büyük Menderes havzasının tarımsal-sulak alan koridoruna uzanıyor. Uçucu külün rüzgârla taşınması, çevredeki orman, mera ve tarım yüzeyinde birikerek toprak kimyasını ve tozlaşmayı etkileyebilir. Bölgenin halihazırda maden ve taş ocaklarıyla parçalanmış olması, yeni tesisin kümülatif etkisini tek başına bir projenin ötesine taşıyor.
İnce partikül madde (PM2.5/PM10) ve ağır metal içeren toz, yakın yerleşimlerde solunum yolu ve uzun vadeli maruziyet riskleri doğurur. Sağlıklı çevrede yaşama hakkı çerçevesinde, ÇED toplantısının yeri ve saatinin henüz ilan edilmemiş olması, etkilenecek toplulukların katılım hakkı bakımından şeffaflık sorunudur. Karar süreci, yöre halkının bilgilenme ve itiraz haklarını fiilen kullanabileceği biçimde yürütülmelidir.
Projenin temel gerekçesi açıkça maliyettir: atığın 200 km uzaktaki çimento tesisine taşınması pahalı bulunuyor. Burada özel sermayenin nakliye maliyetini düşürme tercihi, kamusal bir varlık olan ormanın, kültürel mirasın ve havza sularının üzerine dışsallaştırılıyor. Atığın bertaraf maliyeti şirket bilançosundan çıkarılıp, geri dönüşsüz ekolojik ve arkeolojik kayıp olarak topluma yükleniyor.
Kırsal havzalarda su, gıda ve bakım emeğinin yükü orantısız biçimde kadınların üzerindedir; su ve toprak kirliliği, küçük ölçekli tarım ve hane geçimini ilk vuran etkenlerden biridir. Karar masalarında temsil edilmeyen bu emeğin görünmez kılınması, çevresel riskin toplumsal cinsiyet boyutunu da görmezden gelir.
Kamuoyu denetiminin kilit anı 5 Ağustos 2026 ÇED toplantısıdır; yer ve saatin ilan edilip edilmemesi, sızıntı izleme planı, taban geçirimsizlik tasarımı ve kümülatif etki değerlendirmesinin dosyada yer alıp almadığı izlenmesi gereken somut başlıklardır. Latmos'un milli park/jeopark statüsü talebiyle bu başvurunun çelişkisi haberin merkezinde tutulmalıdır.
Analiz, ekoloji-izleme.com ve QGIS ile uyumlu katmanlar hâlinde üretildi:
latmos_ihlal.geojson — ekoloji-izleme İçe Aktar latmos_qgis_noktalar.geojson — tesis + hassas noktalar latmos_risk_zonlari.geojson — 2/5/10 km tampon latmos_risk_qgis.py — PyQGIS buffer/intersection